Ailelerden Gelen Yazılar

Ezgi Alagözoğlu'ndan

Bir Ds üyesi ve aynı zamanda da mutlu bir down kardeşi olarak sizden bir ricam var:

1994 doğumlu kardeşim Erdi Alagözoğlu şu an Bolu'da ailem ile birlikte yaşamaktadır. Erken çocukluk eğitimi sayesinde iyi bir altyapı ile normal okulu bitirerek kaynaştırma eğitim ile ilköğretimini tamamlamıştır. Annem kardeşimin bu noktaya gelmesinde emeği geçen ilk kişidir.
23 Nisan günü, Erdi'den günün anlam ve önemini belirten bir yazı yazmasını istemiş ve birkaç soru yazmıştır, Erdi de buna istinaden ekte gönderdiğim yazıyı yazmıştır. Bu yazıyı yazarken onu kimse yönlendirmemiştir. Tamamen kendi cümleleri ve kendi yazısıdır. Milli duyguları bu kadar içten yaşayan ve hassasiyet gösteren kardeşimin bu yazısını sitenizde paylaşmanız için size gönderiyorum. Down sendromlu gençlerin ne kadar duyarlı olduğu ve dünyayı nasıl yorumladıkları, aslında çok da şaşırtıcı olmayan gerçekleri nasıl özümsediklerini anlatan bu yazıyı Türk gençliğine model olması adına sitenizde paylaşmanız, topluma güzel bir bakış açısı kazandıracaktır diye düşünüyorum. Teşekkürlerimle,

Erdi'nin 1.mektubunu okumak için lütfen tıklayın!

Erdi'nin 2.mektubunu okumak için lütfen tıklayın!
 

Hollanda'ya Hoşgeldiniz!

Benden sık sık engelli bir çocuğu yetiştirmenin deneyimlerini anlatmam istenir. Bu benzersiz deneyimi paylaşmamış insanların bunu anlamasına yardımcı olmaya çalışmak için, bunun nasıl bir his olduğunu tahayyül edebilmek için. Bu işte şöyle bir şey… Devamı...


 

Manolya Ağacım

Bahçemdeki manolya ağacım bu sene inanılmaz güzellikte çiçek açmaya devam ediyor. Hala da ağacın üstü çiçek dolu. Manolya ağacına ve çiçeklerine bayılırım, çok zarif bulurum. Manolya her zaman açmaz, çiçekleri de çok narindir, dokunursanız veya üstüne bir damla bile su değse küser hemen, solar gider. Nazlıdır yani. Ama ah o kokusu, o kokusu bitirir beni. Yanından geçerken bile incecikten dokunur yüreğinize. Manolya ağacını Robert oğluma çok benzetirim ben nedense. Emek ister, güç açar, fazla zorlamaya gelmez, özen ister. Ama bir açtı mı da güzelliğine, seyretmeye, kokusuna doyum olmaz. Yumuşacık, ipek gibi dökülür bütün güzelliğiyle. Sakınmadan salar bütün gücüyle rayihasını. Kocaman açar yüreğini. Dedim ya, Manolya ağacını Robert oğluma çok benzetirim ben...


Daha Dün Annemizin

Ne güzel bir çocuk şarkısıdır o;
'Daha dün annemizin kollarında yatarken, çiçekli bahçemizin yollarında koşarken, şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk, sevinçliyiz hepimiz, yaşasın okulumuz.'
Çocuğunun okula başlaması her anne için çok önemli bir dönüm noktasıdır; hele ki hangi okula gideceği, hatta entegre bir okula başlayıp başlayamayacağı yıllarca belli olmayan bir çocuğun annesiyse. 'Yaşasın okulumuz' ama içinde benim çocuğum da olsun.Devamı..
 

To Be Or Two be? Kardeşim Benim.

Tek çocuk sahibi olan ailelerin kafasında her zaman Demokles'in kılıç gibi duran bir soru vardır, hele ki çocuk okul çağına yaklaşıyor ve aranın çok açılmaya başlandığı düşünülüyorsa; Kardeş olmalı mı? Ailelerin diyorum çünkü artık çocuklar da karar mekanizmasına dâhil, onlar da fikirlerini (siz isteseniz de istemeseniz de) beyan ediyorlar. Aile büyüklerinin hayattaki en önemli mevzuu kendi çocuklarının reprodüktif aktiviteleri olduğundan, onlar zaten çoktan? "E, hadi artık bu çocuğu hayatta yalnız mı bırakacaksınız?"lara başlamış oluyorlar. Bu zor bir karar. Gerçi aslında ilk çocuk sahibi olma kararı daha zor bir karar ama daha doğru düzgün düşünmeye fırsat bile bulamadan, bir şekilde (acaba cahil cesareti mi desem) olması gerektiğine karar veriyoruz.Devamı..