KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ ALAN ENGELLİ ÖĞRENCİLER AÇISINDAN
OKULDA ZORBALIK VE ŞİDDET
2 EKİM 2010 - İSTANBUL / 3. ULUSLARARASI KATILIMLI OKUL RUH SAĞLIĞI SEMPOZYUMU / HAZIRLAYAN: GÜN OSBORN
Bu sunumda, Kaynaştırma Eğitimi Alan Engelli Öğrenciler Açısından Okulda Zorbalık ve Şiddet konusuna hitap eden bir modelin ne olabileceği, idare ve veli işbirliği kapsamında ayrı ayrı ve birlikte neler yapılabileceği konusunda düşüncelerimi paylaşacağım.
Literatürdeki "Zorbalık" tanımlarından biri şöyledir: Zorbalık, farklı güç dengelerine sahip kişiler arasında görülen, güçlü olanın güçsüz olan kurbanına fiziksel veya psikolojik olarak zarar vermeyi amaçladığı bilinçli bir saldırganlık eylemidir (Dr.S. Lipkins). Bir ek nokta olarak devamlılıktan bahsedilebilir ancak bu olmazsa olmaz faktörlerden değildir. Zorbalık isim takma, eşyalara el koyma veya zarar verme, alay etme ve izolasyon yaratma şeklinde gerçekleşebilir.
Burada faktörleri özetlersek en önemli üç kriter var;
Dünyada yapılmış çeşitli araştırmalar gösteriyor ki engelli çocuklar ve öğrenciler özellikle zorbalık ve şiddet tehdidi altındadır.
İngiltere'de Mencap tarafından (Mencap İngiltere'de zihinsel engelli insanlarla çalışan en büyük sivil toplum kuruluşudur) yapılan bir araştırma gösteriyor ki 10 zihinsel engelli kişiden 8'i zorbalıkla karşı karşıya kalmakta ve 6'sı fiziksel olarak saldırıya uğramaktadır.
Birleşmiş Milletler tarafından yapılan 28 Temmuz 2005 tarihli ve Engelli Çocuklara Karşı Şiddet konulu araştırmada da zihinsel engelli çocukların çok büyük oranda şiddet ve zorbalık gördüğünü, zihinsel engelli insanların %90'ının zorbalık yaşadığını belirtiliyor.
Peki bu genel durum okul ortamına nasıl taşınıyor?
Maalesef ki pek de iyi taşınmıyor.
Ülkemizde engelli öğrenciler için 3 farklı eğitim seçeneği var;
Özel eğitim okullarında öğrenciler tümü engelli olduğundan öğretmen-öğrenci rasyosu çok yüksek ve tüm öğrenciler sıkı kontrol altında. Bu nedenle burada zorbalık genellikle görülen veya raporlarda gözlenen bir durum değil.
Kolej tabir ettiğimiz sıradan öğrencilerin gittiği ve okulun tercihine göre sınırlı sayıda engelli öğrencinin alındığı okullarda da genellikle iyi uygulamalar ve birebir gölge öğretmenler nedeniyle bu tarz şikayetlere sınırlı sayıda rastlanıyor.
Ancak genel popülasyonun okuduğu okullarda özel alt sınıflarda veya aynı sınıfta sıradan öğrencilerle beraber kaynaştırma eğitimi alan öğrenciler için durum daha farklı.
Genel kural olarak özel eğitim öğrencisinin sıradan öğrenciler arasına karışma oranı arttıkça zorbalıkla karşılaşma riski de yükseliyor.
Bir sonraki aşamaya geçmeden, arka plan olarak toplumumuzun engellilik algısının da incelenmesi önemlidir. Son 10 yıla kadar yani erken müdahale özel eğitim hizmetleri devlet tarafından desteklenmeye başlanana kadar engelli çocukların eğitimi oldukça sınırlıydı. Buna bir de genel eğitim hakkından mahrum tutulmaları eklenince (engelli çocukların her çocuğun hakkı olan eğitim alma hakkı okul müdürlerinin kişisel yetki alanındaydı.) o dönemde engelli çocukların toplum hayatına katılma oranlarının oldukça düşük olduğunu söyleyebiliriz. Bu oranlar hakkında maalesef kesin bir bilgi veremiyorum çünkü bu konuda ciddi bir araştırma ve istatistik eksikliği var.
RAM'ların yani Rehberlik Araştırma Merkezlerinin efektif olarak kullanılmaya başlanması, kaynaştırma eğitiminin kapılarının açılması ve uygulamaların başlatılması son 8-10 yılın içerisinde gerçekleşmiş gelişmelerdir. Dolayısıyla toplumun engelli bireye algısı hala acıma ve dışlama kalıplarından tamamen sıyrılamamıştır.
Peki bu durumun günümüzde engelli öğrencinin hayatına pratikteki yansıması nasıldır?
Çok net bir ifadeyse söyleyebiliriz ki; Özellikle engelli öğrenciler açısından sözle ve bakışla taciz edilmeleri, aşağılanmaları, arkadaşlık ilişkilerinden sistematik olarak dışlanmaları günlük, sıradan olaylardandır.
Burada özellikle altının çizilmesi gereken önemli bir konu var: Pek çok kez, bu zorbalığın sadece çocuklarla sınırlı kalmadığını, sınıftaki diğer öğrencilerin ailelerinin ve hatta bazen sınıf öğretmenin de katılımıyla engelli çocuğun ailesine dek uzanan tacizlerin de devreye girdiği gözlemliyoruz.
Çocuğun sınıfta, hatta okulda istenmemesi, sözlü ve yazılı şikayetlerle sınıftan ve okuldan alınmasının istenmesi, öğrencinin ailesinin sürekli olarak okulda bulunmasının talep edilmesi ve çocuğun hiçbir sorumluluğunun okul/öğretmen tarafından alınamayacağının belirtilmesi, diğer öğrencilere tolere edilen yaramazlıkların engelli öğrenci söz konusu olduğunda çok sert tepki ile karşılaşması, ailenin sık sık okula çağırılarak öğrencinin uyum sağlamadığının ve sağlayamayacağının ve bu ortamda yeri olmadığının söylenmesi, diğer aileler tarafından öğrenciyle arkadaşlıkların yasaklanması gibi hem sınıf arkadaşlarının aileleri hem de okul yetkilileri tarafından uygulanan yıldırma taktikleri kaynaştırma aileleri tarafından sıklıkla paylaşılan olaylardır.
Yukarıda yaptığımız zorbalık tanımına geri dönersek; üç önemli kriter vardı:
Bu bahsettiğimiz gözlemler bu üç kriterin üçünü de kapsıyor. Yani şunu diyebiliriz ki;
Kaynaştırma veya özel alt sınıf öğrencisi olan engelli çocuklar, neredeyse istisnasız olarak, okul hayatları süresince anlık veya sürekli olarak zorbalık ve şiddet görmektedir.
Bu çok önemli bir tespit ve bir nevi Pandora'nın kutusu. Çünkü eğer okullarda zorbalık ve şiddet istenmeyen ve tolere edilmeyen bir konu ise- ki öyle- o zaman karşımızda kocaman bir problem var. Üstelik problemin ucu bu problemin çözümü olması gerekenlere kadar uzanıyor.
Dolayısıyla, neredeyse tüm engelli çocukların okulda şiddet ve zorbalık gördüğü ve bu riskin gerçekleşeceği ortamlara maruz kaldığı prensibi üzerinden hareketle, önleyici bir bakış açısı geçerli olmalı ve önlem almak için sorunla karşılaşmayı beklemeden, proaktif bir tutumla hareket edilmelidir.
BU ALANDA ÖNERİLEN MODEL
Çok yönlü bir model oluşturulması ve tutarlılıkla uygulanması gereklidir.
Tanımlayıcı çerçeve:
Bu yönetmeliklerin hazırlanması aşamasında Okul Aile Birliği(OAB)'de bu çalışmanın içinde olmalıdır.
Pekiştirme:
Teşekkür ederim.
E-mail: ds@downturkiye.com
